Yaz sıcağının insanı bunalttığı, ama bir o kadar da tenleri ateşlediği o günlerden biriydi. Tatil beldesinin o kendine has, baştan çıkarıcı havası her yanımı sarmıştı. Otel odasında tek başıma uzanırken, klimanın serinliği bile içimdeki o kaynayan arzuyu dindirmeye yetmiyordu. İnsan bazen sadece terlemek, nefes nefese kalmak ve kendini o anın şehvetine tamamen bırakmak ister. Ben de tam o noktadaydım. İçimde uyanan o ilkel dürtüler, beni mantıklı düşünmekten uzaklaştırıyor, sadece haz odaklı bir makineye dönüştürüyordu. O akşam dışarı çıkıp, o geceyi unutulmaz kılacak bir ten arayışına girmem kaçınılmazdı.
Asansörün kapıları kapanırken içeride sadece ikimiz kalmıştık. O dar alanda, aramızdaki o yoğun cinsel gerilim elle tutulur cinstendi. Sessizliği sadece ikimizin giderek hızlanan nefes alışverişleri bozuyordu. Göz ucuyla onu süzdüğümde, onun da bana baktığını, dudaklarını hafifçe ısırdığını fark ettim. Bir anlık cesaretle, 'Hangi kat?' diye sordum. Cevap vermek yerine elini uzatıp asansörün durdurma düğmesine bastı. Işıklar hafifçe titreşirken, bana doğru bir adım attı. 'Sence de bu gece bir şeyleri ertelemek için çok kısa değil mi?' dediğinde, kalbim göğüs kafesimi delecek gibi atıyordu.
Konuşmamız ilerledikçe aramızdaki o ateş daha da harlanıyordu. Eli yanlışlıkla (!) elime değdiğinde, o ufak temas bile vücudumdan elektrik akımı geçmesine yetti. Gözlerimin içine bakarak dudaklarına dokunduğunda, ne demek istediğini çok net anlıyordum. Her cümlesi çift anlamlı, her bakışı bir davetti. Bir ara kulağıma eğilip o kadar kısık ve tahrik edici bir sesle fısıldadı ki, belimden aşağısına doğru yayılan o sıcaklığı gizlemekte zorlandım. Bedenim artık tamamen ona tepki veriyor, tenim onun dokunuşlarına hazırlık yapıyordu. İçimdeki o sızı artık dayanılmaz bir boyuta ulaşmıştı.
Odaya girdiğimiz an, kapının kapanmasıyla birlikte adeta ikimiz de içimizdeki o vahşi hayvanı serbest bıraktık. Daha ışıkları bile yakmadan, beni duvara sertçe yasladı. Dudakları dudaklarıma o kadar aç, o kadar ihtiraslı bir şekilde kapandı ki, nefes almayı unuttum. Elleri saçlarımın arasında geziniyor, boynumu, omuzlarımı çılgınca öpüyordu. Bir yandan üzerimdeki kıyafetlerden kurtulmaya çalışırken, diğer yandan bedenimi kendi bedenine hapsediyordu. O an sadece hazza teslim olmuştum. Tenimizin birbirine değdiği ilk an, aklımdaki tüm düşünceler silinmiş, yerini sadece o anın yakıcı zevkine bırakmıştı.
Artık aramızda hiçbir kumaş parçası kalmamıştı. Çıplak bedenlerimiz birbirine dolanmış, terden parlayan tenlerimiz tek bir ritimde hareket ediyordu. O içime her girdiğinde, dudaklarımdan dökülen çığlıkları odayı dolduruyordu. Hareketleri bazen o kadar sert ve acımasız, bazen de o kadar yavaş ve şefkatliydi ki, beni zevkten deliye çeviriyordu. Tırnaklarımı sırtına geçirmiş, o muazzam zevk dalgasının beni tamamen yutmasına izin veriyordum. Bedenim sarsılıyor, her gidiş gelişinde beynimde havai fişekler patlıyordu. O an dünyanın sonu gelse bile umurumda olmazdı, çünkü ben zaten cenneti yaşıyordum.
Dalgalar giderek büyüyor, kasıklarımda toplanan o yoğun baskı artık dayanılmaz bir boyuta ulaşıyordu. 'Lütfen, durma!' diye haykırdım, tırnaklarımı omuzlarına geçirirken. Temposunu daha da sertleştirdiğinde, gözlerim karardı. Ve o an... O muazzam, sarsıcı patlama anı geldi. Bedenim yay gibi gerildi, kaslarım seğirmeye başladı ve içimde art arda patlayan volkanların sıcaklığıyla gözyaşlarıma hakim olamadım. O da benim o şiddetli boşalmamı hissettiğinde, son bir derin darbeyle içime titreyerek boşaldı. İkimiz de aynı anda, o eşsiz nirvanaya ulaşmıştık.
Kalkıp duşa girdiğimizde bile ellerimizi birbirimizden alamıyorduk. Sıcak su çıplak bedenlerimizden akarken, fayanslara yaslanıp o zevki suyun altında da yaşamaya devam ettik. Bütün gece süren bu bitmek bilmeyen enerji, ikimizi de şaşırtmıştı. Yatağa geri döndüğümüzde artık gerçekten tükenmiştik. Gözlerimi kapatırken, dudaklarında hala benim tadımın olduğunu biliyordum. Bu gizli fantezi gerçeğe dönüşmüş ve beklediğimden çok daha sarsıcı olmuştu. Sabah uyandığımda, yatağın diğer tarafı boştu ama komodinin üzerinde bıraktığı o küçük not, yüzümü güldürmeye yetmişti.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o gecenin ateşini hala kasıklarımda hissediyorum. Bazen o anıları canlandırmak ve o tutkuyu yeniden yaşamak için kendimi tutamıyorum. Hatta geçenlerde yine o heyecanı ararken, internette Antalya Escort sitelerine göz atarken buldum kendimi. İnsan bir kere o dorukları yaşayınca, bir daha asla sıradanlığa geri dönemiyor. Belki de bir sonraki maceram, çok yakında beni bekliyordur, kim bilir...